Türkçe English

Ani İşitme Kaybı (Aik) Tinnitus İlişkisi

Ani İşitme Kaybı (AİK) Tinnitus ilişkisi;

Ani işitme kaybı (AİK), işitmenin aniden azalması veya birden işitmesinde hissedilir derecede azalması ile karakterize bir durumdur. Bu hastalık tıbbi olarak 3 günden az bir sürede ortaya çıkan, işitme testilerinde birbirini takip eden en az 3 işitme frekansında, en az 30 dB'lik (dB; ses şiddeti birimi) sinirsel tip işitme kaybı olarak tanımlanmaktadır. Ani (sensorinöral) işitme kaybı olanlarda şikayet genellikle tek kulaktadır. İki kulakta birden görülme oranı çok azdır ve bu oran  % 2 dir.  Bu hastalarının % 70’inde kulak çınlaması mevcut duruma eşlik etmektedir. Baş dönmesi (Vertigo) ise % 50'sinde vardır. AİK görülme sıklığı yaşla birlikte artar.  20-30 yaşlarındaki her 100.000 kişiden 5 inde, 50-60 yaş grubunda 100.000'de 16 sın da görülür. 

Ani işitme kaybı olan hasta etkilenen kulağında işitme kaybının yanı sıra uğultu, tıkanıklık, çınlama hissedebilir, bazen baş dönmesi de olabilir. Ani işitme kaybı %85-90 oranında sebebi bilinmeyen bir hastalık olarak izah edilmesine rağmen, bu duruma zemin hazırlayan etkenler mevcuttur. Bu hastalığın ortaya çıkmasında öne sürülen etkenler arasında stress, damarsal, virüslerle olan nedenler, iç kulaktaki zarların yırtılması, otoimmünite (bağışıklık sisteminin kişinin kendi vücudunu tahrip etmesi) ve tümoral nedenler sayılmaktadır. Bu hastalığın olguların yaklaşık 1/3 ila 2/3'ünde kendi kendine iyileşebildiği bilinse de işitme kaybının ağır olduğu, baş dönmesi olan ve ilk 2 hafta içinde tedavisine başlanmayan hastalarda iyileşme işitme şansının daha düşük olduğu bilinmektedir. Ani işitme kaybı tedavisi için şikayetlerin tespit edilmesi ile ilk haftayı geçirmeden tedavilere başlamak çok önemlidir. Gecikme aleyhe işler ve işitme kaybının kalıcı olmasına neden olabilir. Ani işitme kaybı ile oluşan tinnitus büyük oranda kalıcı olamaktadır.

Ani işitme kaybında Tinnitus:

Ani işitme kaybında tedavi olsun veya olmasın işitme kaybı düzelmemişse, kalıcı olmaktadır. Bu durumlarda işitme kaybı için yapılabilecek yegane  işitme cihazlarına başvurmaktır. Kalıcı olan durumlarda bu hastalarda %70 oranında tinnitus(çınlama) da eşlik etmektedir. Ani işitme kaybında oluşan tinnitus hakkında yapılan bilimsel çalışmalar son derece sınırlıdır. Bazı çalışmalarda Ani işitme kaybı ile iç kulağın ötesinde Beyindeki işitme sinirine ses iletisinin azalması daha üst seviyelerde merkezi sinirsel değişikliklere bağlı olarak kulak çınlamasının ortaya çıktığı düşünülmektedir.  Kulakta ses yankılanması genellikle çınlama ile beraber görülmesine rağmen kişiyi çok fazla etkilemeyen bir durumdur. AİK da işitme kaybıyla ilişkili olarak kulak çınlaması tedavisinde kulaktan beyine doğru uzanan uç noktalarda hasarının ve patolojilerin olabileceği ve bu doğrultuda düzenleyici tedavilerin yapılması gerektiği bildirilmiştir. Bazı hastalarda AİK ya neden olan sebep, metabolik bozukluklarla ilişkili olabilmektedir. Bu grupta olan işitme kaybı ve çınlaması olan hastalarda, hem ilaç tedavileri ile hem de tedavide şeker ve yağ metabolizmasını kontrol etmek için bir beslenme programı önermek gerekebilmektedir. Yapılan 12 hastalık bir çalışmada Beyin de oluşan damar tıkanıklığında diğer bulguların yanı sıra gelişen AİK,  sebepleri arasında Anterior inferior serebellar arter (AICA)  enfarktüsü ( tıkanıklığı )  önemli bir bulgu olduğu düşünülmüştür. Odyolojik incelemeler, AICA enfarktüsündeki ani işitme kaybının, genellikle, iskemi ( damar tıkanıklığı ) nedeniyle ortaya çıkan iç kulağın koklea bölümünün işlevsizliğinden kaynaklandığını düşündürmektedir. Bu hasta grubunda iskeminin tedavisi ile tinnitusta düzelme görülmüştür.

Ani işitme kaybı sonucunda kalıcı olan bir çınlama varsa tedavisinin mümkün olabileceği akıldan çıkarılmamalıdır. İştime ile ilgili düzelme sağlanamasa bile tinnitusla ilgili tedavi sağlanabilmektedir.

AİK düşünülmüşse,  Hemen gecikmeden işitme testi ( odiyogram) yapılmalıdır. İşitme testinde etkilenen kulaktaki işitme kaybı, bu kaybın derecesi ve hangi frekansları etkilediği (pes tonlar-tiz tonlar ya da tüm tonlar) belirlenir. Hastada damarsal ve metabolik nedenlerinde olabileceği düşünülerek  bazı kan testleri yapılmalıdır. MR (Manyetik rezonans görüntülemesi)  ve BT ( bilgisayarlı tomografi) incelemeleri yapılmalı olası tümör ihtimali ekarte edilmelidir. ani işitme kaybı görülen her 100 olguda ortalama bir tanesinde “Akustik Nörinom” adı verilen bir tümör tespit edilebilirken, 100 Akustik Nörinom'lu hastadan yaklaşık 10 tanesinde tümör ani işitme kaybı ile belirti vermektedir. Ani işitme kaybı tedavisinde zaman çok önemlidir. Zamanla  yarışıldığından çok hızlı hareket edilmelidir. Nedenin araştırılması aşaması önemli olmasına rağmen, sonuçlar beklenmeden ani işitme kaybı tanısında tereddüt yoksa zaman kaybetmeden tedaviye başlanır. Bu nedenle damar açıcılar, virüs öldürücüler, dolaşım arttırıcılar, damar genişletici serumlar gibi birçok ilaçla tedaviye başlanır bu ilaçlarla beraber tedavide çok önemli olan Kortizon tedavisi ve Hiperbarik Oksijen Tedavisidir.

Ani işitme kaybında r-TMS tedavisi:

2015 yılında yapılan bir çalışmada Ani işitme kaybı uygulanan tedavilere ek olarak r-TMS tedavisi birlikte uygulandığında sonuçların daha yüz güldürücü olabileceği bildirilmiştir. Ayrıca AİK da tinnitus gelişmiş ise ve bu tinnitusun nedeni iç kulak dışı işitme sisteminde yani, beyin içindeki yollar üzerinde veya işitme merkezinde ise çınlama açısından tedavi yüz güldürücü olmaktadır. Bunun öncesi gerekli tetkikler mutlaka tamamlanması gerekmektedir.

AİK da tedaviler:

Kortizon uygulamaları damar içi uygulama yapılabileceği gibi, genellikle hap şeklinde olmaktadır.  Kortizonun kan şekerini, tansiyonu yükseltme, midede yanma, ekşime yaratma ya da var olan bir ülseri kötüleştirme, kemiklerde erime gibi bir takım yan etkileri olabilir. Bu sebeple diyabeti, yüksek tansiyonu, mide ülseri ya da kemik erimesi olanlarda çok dikkatle kullanılmalıdır. Kortizon tedavisi sırasında mutlaka kişinin şeker ve tuzsuz kısıtlaması yapılması gerekir. Mide koruyucu ilaçlarında olası yan etkiler için beraberce verilir.  Bu tedaviler ayaktan yapılabileceği gibi bazı durumlarda hastaneye yatırılarak tedaviler uygulanmalıdır. Hastada ciddi baş dönmesi varsa bu baş dönmesi kontrol altına alınana kadar ya da ağır bir diyabet hastası ve kan şekerinin kontrolü çok zorsa kan şekerinin kontrol altına alınması için hastaneye yatırılabilir.

Kulağa kortizon enjeksiyonu son yıllarda tedavilere eklenen bir yöntemdir. Burada amaç orta kulağa verilen kortizonun iç kulak bağlantısı olan yuvarlak pencere adı verilen yapıdan emilerek iç kulağa geçmesi ve orada arzu edilen etkiyi göstermesi hedeflenir. İşlem mikroskop altında yapılır. İnce bir iğneyle kulak zarını geçip orta kulağa kortizon enjekte edilir. Bir başka orta kulağa kortizon verilme işlemi kulak zarına tüp ( venilasyon tüpü) yerleştirilerek yapılmasıdır. Bu işlem genellikle tercih edilmemelidir. Enjeksiyon uygulaması tüp yerleştirilmesine göre yan etkiler açısından son derece daha iyidir. Klasik tedaviyle iyi sonuç alınamamışsa hastanın kulağını kurtarmaya yönelik bir şans daha vermek için kulağa kortizon enjeksiyonu denenmelidir. Tıbbi yayınlarda geç dönemlerde de bu tedaviyle olumlu sonuçlar alınabileceği bildirilmektedir.

Hiperbarik Oksijen Tedavisi, özel bir kabin içerisinde hastaya yüksek basınç altında seanslar halinde  oksijen solutulmasıyla gerçekleştirilir ve standart olarak 20 seans, maksimum 40 seans uygulanabilmektedir. Bu tedavi esnasında kişide kulakta basınç hissi görülse bile tolere edilebilecek düzeydedir.

Bilimsel verilerin ışığında, özellikle bir kulağı tamamen sağır olmuş ya da tama yakın ağır bir işitme kaybı olan bir hastada “Bu kulağın artık iyileşme şansı yok” demeden önce yukarıda sözü geçen tedavilerle umutla her şeyin denenmesi son derece önemlidir. Tedaviye rağmen İleri işitme kaybı kalıcı olan bir kulak için geç dönem uygulamalar ile işitme cihazından yararlanabilir hale getirilmesi sağlansa bile ayrıca bu önemli bir başarı olarak kabul edilebilir. Tabi ki kalıcı olan işitme kaybıyla beraber çınlama eşlik ediyorsa AİK içindeki bir kısım hastada çınlamanın düzelme ihtimalinin olabileceği akıldan çıkarılmamalıdır. 

Not:  Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz